Rahmet ve Mağfiret İklimi Üç Aylar

 

Üç aylar; bereket ve mağfiret ikliminin habercisi olarak gelen mübarek Regaib Kandili’yle başlayan ve içinde Sevgili Peygamberimizin (sas) İsra ve Miraç mucizesini yaşadığı Miraç, Şaban ayının ortasına denk gelen Berat, Kur’an ve oruçla manevi hazzın doruğa çıktığı Ramazan ayı ve bu ayın son on günü içerisinde yer alan ve Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başladığı gece olan Kadir gecesinin bulunduğu değerli bir zaman dilimidir.

 

Üç ayların habercisi ve müjdecisi olan  Regaib, arzu, istek, emel ve tutku manalarına gelmektedir. Regaib; geleceğe yönelik arzu ve isteklerimizi, emel ve tutkularımızı gözden geçirme imkânı veren, rağbetlerimizin yalnızca Rabbimize yönelik olması gerektiğini hatırlatan, bitmek tükenmek bilmeyen arzu ve isteklerimizin, bizi esir alan aşırı tutkularımızın ve bütün bu arzular doğrultusunda ortaya koyduğumuz çaba ve gayretlerimizin muhasebesini yapmamız için Rabbimizin her yıl bize lütfettiği mübarek bir gecedir.


Her yıl Recep ayının 27. gecesi idrak ettiğimiz Miraç, Peygamber Efendimizin bir gece Mescid-i Harâm’dan Mescid-i Aksâ’ya, oradan da Yüce Allah’ın huzuruna vardığı, içerisinde pek çok hikmet ve sırların bulunduğu mübarek bir yolculuğun adıdır. Bu yolculuk, varlık aleminde, hakikat göğünün katmanlarında olduğu kadar, Allah’a ulaşmak için katetmesi gereken yolu görmek isteyenlere de emsal teşkil eden kutlu bir yolculuktur. Bu anlamda Miraç, insanın erdem yolculuğunu, beşerîlikten insanîliğe yükselişini ifade etmektedir.

 

Şaban ayının 15’ine tekabül eden ve Kur’an ayı olarak da kabul edilen rahmet ve mağfiret mevsimi mübarek Ramazan ayına yaklaştığımızı müjdeleyen Berat Kandili; içlerinde Allah’a kulluk görevini yerine getirmede kusur ve yanlışının olduğunu hissedenlerin Yüce Allah’a yönelerek, O’nun rahmet, şefkat ve mağfiretine sığınabilecekleri, karardığını düşündükleri kalplerini tövbe ve istiğfarla arındırabilecekleri çok özel bir gecedir.

 

Daha sonra mübarek üç ayların sonuncusu, her yıl gelişiyle nice manevî güzelliklerin yaşandığı rahmet, mağfiret ve arınma mevsimi Ramazan ayını bütün benliğimizde hissetmeye ve yaşamaya başlarız. Sahurla gelen huzur, oruçla bütün ruhumuzu kuşatırken, iftarla nimetlerin tadına ve şükrüne varırız. Teravihle günümüzü kemale erdirir, toplumsal birliği ve huzuru hep birlikte yaşarız. Ramazanla evlerimiz bereketlenir, kardeşliğimiz kenetlenir, mahallemiz, şehrimiz, tüm gönül coğrafyamız onun rahmet ve mağfiret iklimine bürünür.

 

Resûl-i Ekrem’in (sas) dilinde evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennemden kurtuluş olarak ifade edilen mübarek Ramazan-ı şerifin son günlerine yaklaştığımızın habercisi olan ve yüce kitabımız’da bin aydan daha hayırlı (Kadr Suresi, 97/1-5) olduğu bildirilen Kadir gecesi, insanlık için kurtuluş reçetesi olan Kur’an’ın indirilmeye başlandığı, esenliğin bütün dünyayı kuşattığı, dua ve tevbelerin kabul edildiği kutlu bir gecedir.

 

Bize manevi derinliğinde arınma ve bağışlanma fırsatı sunan bu mübarek gün ve geceler, yaşantımızda kalıcı değişiklikler meydana getirmediği müddetçe tam anlamıyla idrak edilmiş sayılamaz. Bu sebeple ibadetlerimizde ve ahlaki yaşantımızda istikrar ve istikametin önemli bir husus olduğunu bilmeli, her ayı Ramazan ve her gün ve geceyi Regaib, Miraç, Berat ve Kadir Gecesi gibi yaşamaya gayret etmeli, dargınlık, kırgınlık, kin ve nefretin yerine; sevgiyi, hoşgörüyü, dostluk ve kardeşliği hâkim kılmalı, yetimlerin, kimsesizlerin, fakir ve muhtaçların yüzünü güldürmeli, onlara yardım elimizi uzatmalıyız.

 

 

 

Anahtar Kelimeler: Rahmet ve Mağfiret İklimi Üç Aylar