LOZAN ANTLAŞMASI VE ULUSLARARASI HUKUKA GÖRE AZINLIK EĞİTİMİ.

LOZAN ANTLAŞMASI VE ULUSLARARASI HUKUKA GÖRE AZINLIK EĞİTİMİ.

 

Batı Trakya’da bugün gelinen noktada eğitim konusunda ciddi mesafeler kat edilmişse de, azınlık eğitimi konusunda ayrımcı ve asimilasyona yönelik politikalar devam etmektedir.

 

Batı Trakya’da yaşayan Müslüman Türk Azınlık, kendi eğitim kurumlarını oluşturma, idare etme ve kontrol etme haklarından mahrum bırakılmakta, öğretmen yetersizliği, güncel Türkçe ders kitaplarının olmaması veya gecikmesi, Türkçe derslerinin azaltılması gibi bir çok sorun ile karşı karşıya bulunmaktadır.

 

Azınlık eğitiminde gerekse azınlık içinde sürüp giden bugünkü yaşanan problem sahalarının ortaya çıkması, 1964 ten sonraki bütün Yunan hükümetlerinin tutumundan kaynaklanmaktadır. Hükümetler, uluslararası anlaşmalardan doğan yükümlülükleri yalnız uygulamamakla kalmamakta, kral iradeleri, cumhurbaşkanı iradeleri, bakanlık kararları ve kararnameleriyle de bu belgeleri ihlal etmektedirler.

 

Yunanistan’ın bahse konu hukuk uygulamaları temel kanun hükümlerine aykırı oldukları halde, çeşitli Yunan hükümetleri bunları azınlık eğitimi alanında uygulamışlardır. Bunun sonucu olarak da azınlık eğitiminde pek çok sorunlar doğmuştur. Bu sebeplerle de eğitimin bugünkü durumu bir çıkmaza yaklaşmış bulunmaktadır. Azınlık okullarında eğitimin kalitesinin düşük olması, yeterince Türkçe ve Yunancanın öğretilmemesi ve buradan mezun olan çocukların gerek ortaokula gerekse liselerimizden üniversiteye devam etme konusunda yetersiz kalmaları gibi bir çok nedenin yanında, Yunan hükümetinin Yunan okullarını tercih eden azınlık mensuplarına özel ayrıcalıklar tanıması ve üniversiteye geçiş konusunda teşvik edici kolaylıklar sağlaması, azınlık mensubu bazı ailelerin Türkçe eğitim veren okulları seçmelerindeki hassasiyetlerinin köreltildiği düşünülmektedir.

 

Nitekim 1980 li yıllardan sonra başlayan beyin göçü ve Türkiye’nin Batı Trakya Türklerine burs vermeye başlaması ve buradan öğrencileri kabul etmesiyle, Türkiye Lise ve Üniversitelerine gitmeye başlayan öğrencilerle, Batı Trakya’da bulunan iki Azınlık ortaokul ve lisesinde hayli düşüşler başlamıştı. Bu gençlerin yarısından fazlasının memleketlerine geri dönmemeleri Azınlık nüfusu ve eğitim düzeyinde Türklerin aleyhine işlemiş ve 1990 lı yıllardan sonra, Yunan devletinin Avrupa Birliği’nin de sıkıştırmalarıyla Azınlık eğitiminde bazı iyileştirmelere gitmesi ve ilerleyen yıllarda gerek Türkiye’den mezun olan gençlerin diplomalarının tanınması konusunda, gerekse Yunan üniversitelerine gitmeye karar verenlere binde beş kontejyan sağlayarak iyi niyet gösterisinde bulunmuştur.

 

Azınlığın eğitim sürecinde yaşanan bu gelişmeler, Batı Trakya’da ve Yunanistan’da hem resmi düzeyde, hem de gündelik yaşamda Türkçe’nin kabul gören bir dil olması yönündeki duruşunu da zedelemektedir. Nitekim geçmişte Batı Trakya’da Türkçeyi çok iyi bilen öğretmenler olmasına rağmen ders kitaplarının yetersizliği çok büyük bir problem teşkil ederken, bugün en önemli sorunlardan biri de Türkçeye hakim öğretmenlerin bulunmadığı gerçeğidir.

 

Azınlık okullarında eğitimin kalitesinin düşük olması, yeterince Türkçe ve Yunancanın öğretilmemesi ve buradan mezun olan çocukların gerek ortaokula gerekse liselerimizden üniversiteye devam etme konusunda yetersiz kalmaları gibi bir çok nedenin yanında, Yunan hükümetinin Yunan okullarını tercih eden azınlık mensuplarına özel ayrıcalıklar tanıması ve üniversiteye geçiş konusunda teşvik edici kolaylıklar sağlaması, azınlık mensubu bazı ailelerin Türkçe eğitim veren okulları seçmelerindeki hassasiyetlerinin köreltildiği düşünülmektedir.

 

3065/6.10.1954 sayılı kanun Hükmünde Kararname ( Maraşal Papagos Kanunu) Batı Trakya’da ilk defa okullarımızı Türk Okulu diye tanıyan kanundur. Bu dönemde bütün okul tabelaları Müslüman Okulu şeklinden Türk Okulu Şekline dönüştürülmüştür. Türk okulu şekline getirilmesinin tek nedeni de Türk yunan dostluğudur. Türkiye mezunu öğretmenlerin de göreve başlamasıyla en rahat ve başarılı bir eğitim dönemimi başlamıştır. Fakata 1967 yılında Yunanistan’da yapılan Askeri darbeyle uygulamalarda zorluklar başlamış, 1972 yılında da 1109/1972 sayılı kanun hükmünde kararname ile değiştirilmiştir. Bundan sonra batı Trakya Türklerinden Türk diye söz edilmemektedir. Bundan sonra Türkler Müslüman olarak isimlendirilmiş ve Milliyet ile din birbirine karıştırılmıştır.

 

Lozan’dan sonra Türkiye ile Yunanistan arasında 20 Nisan 1951 tarihinde imzalanan Kültür Anlaşması ile dostane ilişkiler içinde azınlık eğitim hakları bir bir belirlenmiştir. 1967 yılında Cunta yönetiminin , göreve gelmesiyle beraber azınlığın yaşamı ve özellikle de eğitimi, kötü bir döneme girmiştir. Okulların yönetim sorumluluğunu taşıyan kurullar Cunta yöentimi tarafından atanmaya başlanmıştır. Türkçe yazılar kaldırılmış ve Türkçe okul tabelalalrı Yunan yetkilileri tarafından indirilmiştir.

 

Türk ifadesinin kullanılması ile ilgili yasak olmak üzere, 1964’te yaşanan Kıbrıs Krizi’nden sonra Türk Yunan ilişkilerinin giderek bozulmasıyla Türkler üzerindeki baskılar artmıştır. Uluslararası anlaşmalarda kendi okullarını kendisinin kuracağı, yöneteceği ve denetleyeceği söylenen azınlık çocuklarının eğitimi, Türk okullarındaki bir çok öğretmene çalışma izni verilmemesi yüzünden giderek aksamaya başlamıştır. Azınlık eğitim haklarının ihlal edildiği bu durumda 1968 tarihinde Türkiye-Yunanistan Kültür komisyonu Ankara ve Atina Toplantıları Protokolü imzalanarak, eğitimle ilgili yeni düzeltici tedbirler alınması kararlaştırılmıştır. Ancak Yunanistan imza koyduğu bu protokole ters düşerek kendi çıkardığı kanunlarla azınlık haklarına darbe vurmuştur. İlk olarak Türk okulu yerine Azınlık Okulu ismi getirilmiş ve öğretmen tayin etme hakkı encümen heyetlerinin elinden alınmıştır. Bugüne gelindiğinde belli iyileştirmeler yapılsa da, azınlık eğitimi hal itibarı ile kanayan bir yara olmaya devam etmektedir.

 

 

 

 

Anahtar Kelimeler: