İftar ve Sahurla Gelen Aile Saadeti

 

 

 

 

 

 

 

Karanlık, geceyi bürümeye sarıp sarmalamaya başlamıştı. Gecenin ruhumu saran serinliği, hiç fark etmeden göz kapaklarımın kapanmasına neden olmuştu. Çocuksu bir yürekle uykunun lezzetini deliksiz yaşarken, o ana kadar hiç şahit olmadığım yaşanmışlar, sanki bir film şeridi gibi kuşattı rüyalarımı.

 

 

Birbirlerine küsmüş mahallenin sessiz sokaklarını adımlıyor, minnacık ellerimi koskocaman parmaklarıyla tutan dedemle yol alıyordum. Oğul...! diye bir ses kulaklarımda çınlarken, “sen bu suskun sokakları yakında göreceksin, minarelerden yükselen ezan seslerini, sâlâları duyacaksın. Yüreklerde tutuşturulacak top atışlarıyla çocukların nasıl koşuştuğunu, taze pide kokularının mahallemizi nasıl sardığını koklayacaksın” diyordu.

 

 

Dedemim rüyalarımı kuşatan sesi, annemin hafiften yükselen ses tonuyla kısılırken, mahallemizin sessiz sokaklarından yükselen mani ve davul sesleriyle göz kapaklarım zor da olsa aralanıyordu. Henüz güneş doğmamıştı ve yeryüzü aydınlanmamıştı. Hâlbuki her sabah güneşin bedenimi ısıtan sıcaklığı ve aydınlığıyla uyanan gözlerim, şimdi hiç tanık olmadığım bir sofraya odaklanıyordu. Annemin her zaman ki telaşı neşeye dönüşmüş, başta ailemizin çınarları olmak üzere bütün aile çoktan sofranın etrafına oturmuştu. Bu sofra neyin sofrasıydı...?

 

 

Derken kocaman parmaklarıyla elimi tutan dedem, şimdi de kocaman sözleriyle ruhuma sesleniyor ve yüreğimi sarmalıyordu: “Evlatlarım!.. Bizleri yoktan var eden, gönlümüzü iman ile dolduran, kendisine kul olma izzetini bahşeden, alemlere rahmet vesilesi gönderilen sevgililer sevgilisi efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s)’e ümmet olma şerefini bizlere nasip eden yüce Allah’a hamdü senalar olsun ki; O bizleri iftar, sahur, mukabele, fitre, zekat, kadir gecesi gibi eşsiz güzelliklerle dolu, birlik ve beraberlik duygularının doyasıya yaşandığı mübarek bir aya, Ramazan ayına ulaştırdı. İşte şimdi bizler yüce Mevla’nın emrine uyarak ilk sahurumuzu yapıyor ve ilk orucumuzu da inşallah bugün tutacağız ve akşam da iftarımızı yaparak günümüzü teravihle tamamlayacağız. Allah, O’na olan inancımızı daim kılsın ve bizi tevhidin aydınlığında vahdet yolunda bir eylesin, diri eylesin, iri eylesin inşaAllah.”

 

 

Dedemin kulağa hoş gelen ve gönülleri sükunete erdiren ses tonuyla söylediği “sahur” ve “iftar” kelimeleri ne demekti. Hanemizi saran esenlik ve neşe, annemin hazırlamış olduğu leziz yemekleriyle taçlanırken, ben yemekten ziyade daha manasını bile bilmediğim sahur ve iftarın bana ve mahalleme getirdiği neşe ve sevince odaklanmıştım. Acaba arkadaşlarım da sahurdan nasiplendiler mi diye düşünürken, kulağım suskun minarelerin ezan sesiyle yankılanmaya başlamıştı. Seher vaktinde ezan sesinin bir haneye bu denli saadet getirdiğine, insanın ruhunu dinlendirdiğine, yüreğine esenlik serpiştirdiğine ilk defa şahit oldum. Şimdi sadece ellerimi değil, varlığımı da saran büyük elleri ve merhametleriyle babam ve dedemle sabah namazına doğru yol alırken, suskun sokakların nasıl bülbül sesleriyle doluştuğuna benim gibi tüm mahalleli de şahit olmuştu.

 

 

Ramazan, oruç, sahur, iftar ve teravihin ne olduğunu anlamaya çalışırken, bu sevgi mevsiminin insanlığın ruhunda açtığı menekşelerle, güllerle ne doyumsuz bir lezzet ve tat olduğunu ben zaten yaşayarak çoktan öğrenmiştim.  Yarım gün tutabildiğim orucuma bir su molasıyla devam ettiğim mahallemde, annemin ve tüm teyzelerin sevinçlerine şahit olmak, babam ve tüm amcalar gibi dedelerim ve büyüklerimin merhamet iklimini tatmak ne doyumsuz bir tatmış meğerse!

 

Evet, iftarın yaklaştığı, mahalleyi saran pide kokusundan çoktan belli olmuştu. Şimdi biz akşam ezanını okumaya hazırlanırken, iftar sofraları mahallemizin ortasına kurulmuş, leziz yemekler hazırlanmış, hiç bir arada görmediğim asırlık çınarlar ve komşular aynı sofradan birbirlerine hurma ikram eder olmuştu. Evimizin aile sıcaklığı mahallemizi sarmış, bütün babaların gözlerinde yanan sevgi kandilleri, aşk ve merhamete dönüşüp annelerimizin kalplerini yeniden fethetmişti.

 

 

Teravihle kemale eren gün, Kur’an’ın indiği ay, içerisinde bin aydan daha hayırlı bir gece barındıran ramazan bize her daim saadet getirdi, bizi ve ümmeti tevhidin aydınlığında vahdet sancağının altında birleştirdi.

 

Rabbim, bir çocuk yüreğinin masumane duasıyla iftar ve sahurlarımızı, hanemize getirdiği aile saadetiyle ramazanımızı ve oruçlarımızı kabul eylesin inşaAllah.

 

 

 

 

Anahtar Kelimeler: İftar ve Sahurla Gelen Aile Saadeti